· ·

Sinema » Önemli Yabancı Yönetmenler

Yükleniyor...

Önemli Yabancı Yönetmenler

 

Andrey Tarkovski
 
 
Andrey Arsenyeviç Tarkovski (Rusça: Андрей Арсеньевич Тарковский) (4 Nisan 1932 - 29 Aralık 1986), Rus film yönetmeni, yazar ve aktör. Sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden biridir. Sergei Paradzhanov'la birlikte Glasnost öncesi kuşağın en iyi yönetmeni olarak kabul edilir.
4 Nisan 1932 tarihinde, şu anda Beyaz Rusya sınırları içindeki Ivanono'nun Zavraje bölgesinde doğdu.
Sergei Eisenstein'den sonra adı en çok duyulan Rus sinemacılardan biri olan Andrei Tarkovsky ( Ünlü şair Arseniy Tarkovsky'nin oğlu ), VGIK Sovyet Film Okulu'na girmeden önce müzik ve Arapça eğitimi aldı. VGIK'te saygın yönetmen Mikhail Romm'un öğrencisi oldu. Romm öğrencilerini bireysel yeteneklerini geliştirmek yolunda teşvik eden bir entelektüeldi.
Tarkovsky uluslararası sinema arenasında, ilk uzun metrajlı yapımı olan Ivanovo detstvo (İvan'ın Çocukluğu - 1962) ile dikkatleri üzerine çekti ve Venedik Film Festivali`nde büyük ödül kazandı. On iki yaşında bir casusun hikayesini anlatan bu ödüllü film, ikinci yapımı için otoritelerde büyük bir beklenti oluşturdu.
İkinci filmi Andrei Rublyov (Andrey Rublev - 1969 ), 1971 yılına kadar Sovyet yetkililerce yasaklanmış olarak kaldı. Cannes Film Festivali dahilinde, ödül almaması için kasıtlı olarak festivalin son günü sabah saat 4:00'de gösterilmesine rağmen bir ödül kazanmayı başardı. 1972 yılında gelen, ünlü bilim kurgu yazarı Stanislav Lem'in aynı adlı romanından uyarlanan Solyaris (Solaris), Stanley Kubrick'in 2001: Bir Uzay Destanına Sovyetlerin cevabı olarak görüldü ancak Tarkovsky bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Solaris gezegeninin yörüngesindeki bir uzay istasyonunda yaşanan doğaüstü olayların ve insanların hayalleri ve vicdan muhasebeleri üzerine derin bir gerilim-bilim kurgu filmi olan Solaris, diğer yapıtlarına göre daha rahat bir şekilde seyirciyle buluştu ancak 1975 yılında çektiği Zerkalo ( Ayna ) ile tekrar Resmi Engellere takıldı. Tarkovsky'nin kendi çocukluğundan kalma bazı anıları ile, kırklı yaşların sonundaki bir adamın çocukluğu, annesi ve savaş ile ilgili anılarında Sovyet halkına farklı bir bakış açısı sunan bu film yine pek çok resmi otorite tarafından yasaklanması gereken bir film olarak görüldü.
Bir sonraki film Stalker (İz Sürücü - 1979), ilk versiyonun bir laboratuar kazası ile ile yok olmasından sonra, çok düşük bir bütçe ile yeniden çekilmek zorunda kaldı. Tarkovsky sinemasının belirgin özelliklerinden olan ağır ve uzun planların, özenli kompozisyonların, derin anlamlar içeren diyalogların en güzel şekilde kullanıldığı bu filmi takip eden ve resmi makamların izni ile İtalya'da çekilen Nostalghia (Nostalji - 1983) Andrei Tarkovsky'nin sıla özlemini dışa vurduğu ve sürgünde çevirdiği ilk filmidir. Son filmi Offret (Kurban - 1986)'in çekimlerini İsveç'te, Ingmar Bergman'ın ekibi ile tamamladı. Aynı sene Cannes Film Festivali'nde tam dört ödül alarak festivale damgasını vurdu. 28 Aralık 1986 tarihinde, Paris'te akciğer kanseri sebebiyle hayata veda etti.
1990 yılında "sinema sanatına olağanüstü katkısı, evrensel insani değerleri ve hümanist düşünceleri olumlayan yenilikçi filmleri" nedeniyle Tarkovsky'ye Lenin Ödülü verildi.
 
Sovyet yönetiminin tutumu
Her ne kadar Tarkovsky'nin kendi mektuplarında, ya da yakın çevresinin tanıklığında Tarkovsky Sovyet ideolojisinin bir "kurbanı" olarak görülse de, bu durumun Glasnost'un yarattığı politik atmosferle ilgisi olduğu da düşünülebilir. Her ne kadar sistem tarafından kendisine ayrıcalık verilmemişse de, Alexander Askodlov ya da Kira Muratova gibi filmleri yasaklanan yönetmenler gibi baskı görmemiş, ya da Sergei Parazdhanov gibi yargılanıp, hapsedilmemiştir. 1970'lerdeki işsizlik zamanında bile filmler planlamaya, senaryo yazmaya ve hatta 1977'de Hamlet'i sahneye koymaya fırsat bulmuştur.
Johnson ve Petrie , Tarkovsky'nin günlüğündeki bir tutarsızlıktan söz ederler. Roma'da bulunduğu dönemde günlüğüne yazdığı kimi sayfalarda Tarkovsky gerek Mosfilm stüdyolarındaki, gerekse de genel olarak Goskino'daki bürokratlardan yakınır, film çekiminin bütün adımlarının ne kadar güç olduğundan bahseder, filmlerinin festivallere yeterince gönderilmediğinden ve özellikle de Zerkalo ve Stalker'in Cannes'da resmi olarak engellenmesini acı bulduğunu bildirir. Bununla birlikte yine Tarkovsky'nin günlüğünde Fransa'ya, birçok kere İtalya'ya, İsviçre'ye, İsveç'e ve başka ülkelere genellikle festivallere katılmak üzere yaptığı ve genellikle parti çizgisindeki yönetmenler için mümkün olan gezilerden bahsedilir. Aynı sıralarda Paradzhanov hapistedir. Filmleri Andrey Rublev hariç tamamlandıktan çok kısa bir süre sonra gösterime girmiştir. Filmleri Tarkovsky'nin dilediği gibi birçok festivalde yer alamadıysa da, Tarkovsky'nin günlüğünde belirttiği üzere, 1980 Mart ayı itibariyle 26 tane ödül kazanmıştır. Johnson ve Petrie bu çelişkiyi yorumlarken bazı yazarların iddia ettiği gibi Tarkovsky'nin "Goskino'nun gözdesi" olmadığını vurgularlar. Bununla birlikte ulaştığı uluslararası başarının ister istemez yönetim tarafından bir saygı görmesine yol açtığını ve bu uluslararası ünün, yönetmenin sorunlarını popülerleştirmekte yardımcı olduğunu belirtirler.
 
Filmleri
1.   Kurban Offret - Sacrificatio (1986)
2.   Tempo di viaggio (1983)
3.   Nostalji - Nostalghia (1983)
4.   İz Sürücü - Stalker (1979)
5.   Ayna - Zerkalo (1975)
6.   Solaris - Solyaris (1972)
7.   Andrey Rublev - Andrei Rublyov (1969)
8.   İvan'ın Çocukluğu - Ivanovo Detstvo (1962)
9.   Silindir ve Keman - Katok i Skripka (1960)
10. Bugün Kimse İşten Çıkarılmayacak - Segodnya uvolneniya ne budet (1959)
11. Konsantre - Kontsentrat (1958)
12. Katiller - Ubijtsi (1958)
 
 
 
Sergey Eyzenşteyn
 
 
Sergey Mihayloviç Eyzenşteyn (Rusça: Сергей Михайлович Эйзенштейн) (23 Ocak 1889 Riga - 10 Şubat 1948 Moskova) Sovyet sinema yönetmeni ve kuramcısı.
 
Başlangıç ve ilerleme :
Rusya`da 1910 yıllarındaki hareketlere çok genç yaşta katılan Eyzenşteyn, 1920`lerin başında avangard tiyatro ve sanat dünyasıyla temas kurar ve Moskova`daki Proletkult Tiyatrosu`na girer. Kısa sürede büyük gelişme göstermesiyle birlikte sanat yönetmenliği, yönetmenlik yapmaya başlar. Mekan ve kurgu konusunda kendisini kısıtlamamak için tiyatroyu bırakıp sinemaya yönelir.
İlk filmi Grev (1925) yeni bir temsil alanı, anlatı dünyası, kahraman tipi yaratır. Mekan gerçek bir metalurji fabrikasıdır. Kahraman kitleler, insan topluluklarıdır ve bireyler daha arka planda kalır. Anlatı biçimi ve çekim montajı hemen göze çarpar. Zaten Ayzenştayn`a göre iyi kurgulanmış bir montaj sadece sahneleri birbirine bağlamakla kalmaz, aynı zamanda izleyicinin hislerini istenilen yöne çekebilmek ve seyirci kitlesini heyecanlandırmak için de iyi bir yoldur.
İkinci filmi Potyomkin Zırhlısı (sessiz film 1925), tüm zamanların en etkileyici filmlerinden biri olarak sinema tarihine altın harflerle kazınır. Film 1905 Bolşevik İhtilalini anlatması için devlet tarafından sipariş edilmiş olmasına rağmen, Eyzenşteyn filmi yepyeni montaj teknikleri, estetik anlatımı ve etki yöntemleriyle basit bir propaganda filmi olmanın çok ötesinde bir klasik haline getirir.
 
Avrupa ve Hollywood
1929'da Sovyet makamlarından izin alarak Avrupaya geçti. Avrupa'da bir süre dolaştıktan sonra 1930'da Amerikalı Paramount film şirketinin teklifini kabul etti ve Hollywood'a geçti. Thedor Dreiser'in romanı olan "An American Tragedy" (İnsanlık Suçu) eserini sinemaya uyarlamak için çalışmalar yaptı. Ancak stüdyonun çalışma koşulları uymayınca kontratı iptal etti. 1932 yılında Upson Sinclair yardımıyla daha sonra "Que Viva Mexico" (Yaşasın Meksika) dört bölümlük filmi çekmek üzere Meksikaya geçti ancak hiçbir zaman bu filmi tamamlayamadı. Filmin yapımcısıyla tartıştıktan sonra 1933'de Sovyetler Birliğine geri döndü.
 
Sovyetler Birliği`ne dönüş
Meksika'da yaşadığı skandalın ardından partiden ayrıldığı söylentilerinin dolaşmasının yanı sıra şekilci olduğu söylenerek elştirilerin hedefi olmuştu. Ayzenştayn bütün suçlamaları kabul etti ve Sovyetlere döndükten sonraki ilk filmi olan "Aleksandır Nevski"yi Mosfilm Stüdyolarında 1938'de çekti. Sovyetlerde büyük bir ilgi ile izlenen film diğer ülkelerde düş kırıklığına uğramıştı. "İvan Groznıy" (Korkunç İvan) birinci bölümünü 1944, ikinci bölümünü 1946 yılında çevirdi. Filmin üçüncü bölümü çekilemedi. Son filmlerinde yurtseverlik ve kahramanlık temalarını işledi. 50. yaşgününden birkaç gün sonra hayatını kaybetti.
Filmografisi
Yönettiği filmler
Seeds of Freedom (1943)
Time In the Sun (1940)
Fergana Canal, The (1939)
Aleksandr Nevsky (1938)
Bezhin lug (1937)
Death Day (1934)
Eisenstein in Mexico (1933)
Thunder Over Mexico (1933)
Che viva Mexico! (1932)
Romance sentimentale (1930)
Staroye i novoye (1929)
Ekim (1927)
Potemkin Zırhlısı (1925)
Stachka/Grev (1924)
Dnevnik Glumova (1923)
 
 
Ingmar Bergman
 
 
Ingmar Bergman, (d. 14 Temmuz 1918 - ö. 30 Temmuz 2007) İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni.
Bir Protestan papazının oğlu olarak 1918'de İsveç Uppsala'da doğmuştur. Çok sayıda evlilik yapmıştır. Bunların sonuncusu, kült oyuncusu Liv Ullmann’dır. Diğer kült oyuncusu ise Max von Sydow'dur. 30 Temmuz 2007'de sabahın erken saatlerinde İsveç'te Farö adasındaki evinde 89 yaşında ölmüştür. Kızı Eva Bergman tarafından uykusunda öldüğü açıklanmıştır. Bergman 2005 yılında Time dergisi tarafından dünyanın yaşayan en büyük yönetmeni olarak nitelendirilmiştir.9 defa en iyi yönetmen Oscar’ına aday gösterilen Bergman’ın eserleri, 1960, 1961 ve 1983 yıllarında en iyi yabancı film Oscar’ı ödülünün sahibi oldu[3].
Birçok filminde karakterleri, sanat çevreleri içine yerleştirmiştir. Kadınlardan yanadır. Filmlerinde tavrını daima kadınlardan yana koyar. Mizahi ve eğlenceli filmler de yapmıştır.
Papazlar, bir 'sorunsal' olarak dahil edilir filme. Aşkımızın Üstüne Yağmur Yağıyordu,Yedinci Mühür ve Cehennemi Karanlıkta Müzik filmlerinde açıkça iticidirler. Bir Aşk Dersi ile Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri'nde mizahi bir dille hicvedilirler
Filmografi
1. Dönem
İkinci Dünya Savaşı sonrasında İsveç’te yükselen bir intihar oranı ve dinsel geleneklere bağlılığın sarsılması söz konusudur. Bergman’ın ilk dönem filmleri de bu umutsuzluktan etkilenir. Filmlerin adları bile bunu kanıtlamaktadır.
Genel olarak kişiler varoluş sıkıntılarına gömülmekte, umutsuz bir yalnızlığın içinde debelenmekte ve kimi zaman da intihar girişimlerinde bulunmaktadırlar. Bu karanlık eğilimin doruk noktası, Zindan adlı filmdir.
·        1945 - Kris (Bunalım): Melodramatik bir tiyatro oyununun gerçekçi uyarlaması.
·        1946 - Det regnar pa var Körlek (Aşkımızın Üstüne Yağmur Yağıyordu)
·        1947 - Skeep till Indialand (Hindistan’a Giden Gemi ya da Kaybolan Kızlar Limanı)
Musik I mörker (Cehennemi Karanlıkta Müzik)
·        1948 - Hamnstad (Liman Kenti)
Fangelse (Zindan)
·        1949 - Törst (Susuzluk)
 
2. Dönem
Bu dönem, bu marazi eğilimden kopuşu ifade eder. Birbirini izleyen yenileme ve zenginleştirmelerden oluşan bir dönem başlar. Aşk, sevgi, ayrılık genel temalardır. Kadınlara yönelik eğilim bu dönem filmlerinde ağır basar. Kadınlara açıkça ayrıcalık tanınır; iyi roller verilir, galip gelmeleri sağlanır. Erkekler ise küçümsenir, alaya alınır, aşağılanır.
·        1949 - Till gladje (Neşeye Doğru)
·        1950 - Sommarlek (Yaz Oyunları)
Sant hander inte hër (Burada Yapılmayan Türden Bir Şey)
·        1952 - Kvinners väntan (Kadınların Bekleyişi)
Sommaren med Monika (Monika ya da Monika’yla Bir Yaz)
·        1953 - Gycklarnas afton (Gezgincilerin Gecesi): Bergman’ın deyişiyle bir ‘kurtuluş’ olan bu film, iç kapayıcılığı ile dönemin diğer filmlerinden ayrılır.
·        1954 - En Lektion I Kärlet (Bir Aşk Dersi)
·        1955 - Kvinnodröm (Kadın Düşleri)
Sommarnattes Leende (Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri)
 
3. Dönem
İlk planlarından itibaren kameranın objektifinin gökyüzüne doğru çevrildiği Yedinci Mühür ile birlikte Bergman’ın Dikey Sineması başlar. (Bu kavram, metafizik simgelerden çok günlük gerçeklere ilgi duyan İsveçli genç sinemacıların Bergman’ın sinemasını küçümsemek için taktıkları addır. Lefevre, bu adı kullanarak bir dönemi adlandırıyor). Yaban Çilekleri’nden itibaren bu metafizik soruşturma varoluşsal bir hal alır ve dönemin daha sonraki filmlerinde giderek metafizik niteliğinden bütünüyle uzaklaşır. Son filmi iyiden iyiye ‘eğlendirici’ bir tarza saplanır.
·        1956 - Det Sjunde inseglet (Yedinci Mühür)
·        1957 - Smultronstället (Yaban Çilekleri) Yaşlı bir profesörün yaşamının son günleri Proustvari geri dönüşlerle anlatılır. Yaşlı profesör,hayata son kez, kederlenmeden bakmaktadır sanki.Yaşama iyinin ve kötünün ötesinde, büyük bir sadelikle bakan yaşlı adam ölürken dingindir ve çocukluğunun tatlı gülümsemelerini yaşamaktadır.
Nära livet (Yaşamın Eşiğinde)
·        1958 - Ansiktet (Yüz)
·        1959 - Jungfrukällen (Kaynak)
·        1960 - Djävulens Öga (Şeytanın Gözü): İkinci sınıf, eğlendirici bir film.
 
4. Dönem
Bu dönem, Oda Sineması üçlüsünden ibarettir. Ayrıca bu filmlerde yönetmen, tanrı sorununa son bir kez döner. Hatta İbadet Edenler filminde, tanrının ölümünü ilan eder.
·        1961 - Säsom i en spegel (Aynadaki Gibi)
·        1962 - Nattvärdsgâterna (İbadet Edenler) Bergman bu filmde adeta Dostoyevski'nin "Tanrı yoksa onu icad etmek gerekir" sözünün sinemasal anlatımını gerçekleştirmeye çalışır. Dostoyevski'nin bir çok romanındaki sorunsal olan tanrının ölümünün doğurduğu ağır ahlaki sorunlar, bir rahibin yaşamında trajediye dönüşür. Eğer bir rahip bile inançsız hale gelmişse sıradan insan ne yapacaktır?
·        1963 - Tystnaden (Sessizlik)
 
Dinlenme: Ara Dönem
·        1964 - För att inte tala om alla dessa kvinnor (Bütün O Kadınlar ya da Bütün O Kadınlardan Söz Etmeden): İkinci sınıf, eğlendirici bir film. İlk ‘renkli’ kaba güldürüsü.
·        1965 - Daniel (Daniel): Oğlu Daniel için yaptığı, bir ‘ilan-ı aşk’ niteliğinde, başka bir özellik taşımayan 'ara dönem' filmi.
 
5. Dönem
Yakın planların hayranlık verici biçimde kullanıldığı yeni bir üçleme ortaya çıkar. Bu filmlerle birlikte Bergman’ın ‘parçalama tekniklerini’ daha fazla kullandığı görülür. Persona’da seyirciye projeksiyon aletinin varlığı anımsatılır. Filmin başlangıcı, küçülen sayıların sıra ile ‘BAŞLA’ kelimesini izleyişini gösterir. Projektörün gürültüsü ses bandının müziğini bastırırken, kamera, cihazın kimi bölümlerinin ayrıntılarını verir. Filmin can alıcı yerinde Bergman filmin kaydığı ve koptuğu izlenimini yaratır. Aynı işlem filmin sonunda da tekrarlanır ve SON yazısı belirmez. Kurtların Saati filminde, filmin adı hiç beklenmedik bir anda görüntüye geliverir. Ayin’de film dokuz parçaya ayrılmıştır. Bir Tutku’nun oyuncuları, görüşme sorularına cevap vermek ve yorumladıkları kişiler hakkındaki kişisel görüşlerini belirtmek üzere oyunun akışını anında keserler. Çığlıklar ve Fısıltılar’da ve Fanny ve Alexandre’da usdışının sınırlarına girilir; seyirci rahatsız edilir. Sonbahar Sonatı’nın papazı seyircilere dolaysız yoldan seslenir. Kuklaların Yaşamından’ın dosyasının aynı sayıdaki bölüme denk düşen piyesleri, hiçbir kronoloji kaygısı olmaksızın sunulur. Öte yandan son filmlerinde Bergman, ‘bilinçsiz güdülenmelere bağlı sorunlara’ giderek daha fazla eğilecektir .
·        1965 - Persona (Persona)
·        1967 - Vargtimmen (Kurtların Saati)
·        1968 - Skammen (Utanç) Savaşın sonucu sadece ölen sayısız insanla sınırlı değildir. Kalanlar da yaşadıkları ağır deneyimlerin sonucu olarak bir tür yaşayan ölüye döüşürler. Tanık olmak, tanık olarak yaşamını sürdürmeye çalışmak. Bu, aynı zamanda "bilmemek" üzerine bir film. Savaş sırasında bir radyosu bile olmayan, dolayısıyla da savaşın seyriyle ilgili pek bilgisi olmayan Eva ile Jan'ın bir şişe şarap bulduklarında yaşadıkları büyük keyif, savaşla ilgili bilgileri arttıkça ve savaş artık iyicene yaşamlarına girdikçe büyük bir utançla da karşıkarşıya kalmaya başlayacaklardır.
 
Diğerleri
·        1968 - Riten (Ayin)
·        1969 - En Passion (Bir Tutku)
·        1970 - The Touch (Temas)
·        1972 - Viskningar och rop (Çığlıklar ve Fısıltılar) ''Ölüm, inanç, yalnızlık üzerine üç kız kardeşin öyküsü.Kusursuz bir anlatım.
·        1973 - Scener ur ett äktenskap (Evlilik Yaşamından Sahneler)
·        1974 - Trollflöjten (Sihirli Flüt)
·        1975 - Ansikte mot ansikte (Yüz Yüze)
·        1977 - Das Schlangenei (lanın Yumurtası)
·        1978 - Höstsonaten (Son Bahar Sonatı) Bir kadınla annesinin gecikmiş bir hesaplaşması. Anne, geçmişte iki kızının da hayatında travmatik yaralar açmıştır ama bunun farkında değildir. Müzisyen olan kadın sanatı uğruna kızlarını büyük oranda ihmal etmiş, kızlardan küçüğünün felçli kalmasında etksi olmuş ve yıllar sonra itiraf etmek istemediği bir vicdan azabıyla geri dönmüştür. Anne ile büyük kızın bir gece boyunca yaşamlarını bir mahkeme önüne çıkarırcasına hesaplaştıkları sahne Bergman'ın ustalığını ve dehasını bir kez daha kanıtlıyor.
·        1979 - Farö-Doküment 1979 (Farö Adası)
·        1980 - Aus dem Leben der Marionetten (Kuklaların Yaşamından)
·        1983 - Fanny och Alexander (Fanny ve Alexandre)
 
 
Ken Loach
 
 
Kenneth Loach , (d. 17 Haziran 1936 Nuneaton, İngiltere) İngiliz televizyon ve sinema yönetmeni.
Babası elektrikçi olan Ken Loach, Oxford'da hukuk okudu. Üniversiteden sonra yönetmenlik öncesi şansını aktörlükte denedi. 1961 yılında Northampton Repertuar Tiyatrosu'nda yönetmen asistanı oldu. Ardından 1963'te BBC'ye geçerek TV yönetmenliğine başladı. Z Cars, Diary of a Young Man (Genç Bir Adamın Güncesi), Cathy Come Home (Cathy Eve Gel) gibi dizi ve TV filmlerine imza attı. 1969 yılında en önemli filmlerinden olan Kes (Kerkenez)'i çevirdi. 70'ler ve 80'ler boyunca, filmlerini dağıtma zorluğu, politik sansür ve ilgi yoksunluğu gibi sorunlarla karşılaştı. Thatcherizm'in İngiltere'de iktidarda olduğu dönemde konularını alt sınıflardan,yoksulların yaşamından alan sosyal içerikli filmler yapan Loach, madencilerin grevini anlatan A Question of Leadership isimli belgeseli ile Muhafazakar Parti'nin büyük tepkisini çekti.
Filmlerinde sosyalist kimliğini her zaman öne çıkaran Loach, sıradan insanı ele alarak onun günlük yaşamını, yaşadığı sosyal ve maddi zorlukları tüm çıplaklığıyla ortaya sermiştir. 6 kez Cannes Film Festival'inde büyük ödül alan yönetmen, 90'lardan sonra, Hidden Agenda (Gizli Ajanda), Raining Stones, Nikaragua'daki Sandinist hareketi işleyen Carla's Song (Carla'nın şarkısı), İspanya iç savaşına katılmış bir İngiliz'in hikayesi Land and Freedom (Ülke ve Özgürlük), Çaresizliğin umut ile harmanlandığı My Name is Joe (Benim Adım Joe), İngiltere'de demiryollarının özelleştirilmesinin demiryolu işçilerinin üzerindeki etkisini anlatan Navigators (Demiryolcular) gibi filmleri yönetti. Yönetmenin son filmi 2004 yılında gösterime giren Pakistanlı göçmen bir ailenin yaşamını anlatan Ae Fond Kiss`tir.
Ken Loach İngiltere'nin yetiştirdiği en önemli film yönetmenlerinden biridir.
Yönetmen üzerine Antony Hayward'ın yazdığı Hangi Taraftasınız (Which Side are You on?) adlı kitap, Türkçe Agora Kitaplığı'ndan Özden Arıkan'ın çevirisi ile çıkmıştır.
 
Filmografi
 
Televizyon
·        Z Cars (TV dizisi , 1962)
·        Diary of a Young Man (Genç Bir Adamın Güncesi) (1964)
·        3 Clear Sundays (1965)
·        Up the Junction (1965)
·        The End of Arthur's Marriage (1965)
·        Coming Out Party (1965)
·        Cathy Come Home (Katy Eve Gel) (1966) (Kenneth Loach olarak)
·        In Two Minds (1967)
·        The Golden Vision (1968)
·        The Big Flame (1969)
·        The Rank and the File (1971)
·        After a Lifetime (1971)
·        A Misfortune (1973)
·        Days of Hope (mini dizi), (1975)
·        The Price of Coal (1977)
·        Auditions (1980)
·        A Question of Leadership (1981)
·        The Red and the Blue (1983)
·        Questions of Leadership (1983)
·        The View from the Woodpile (1989)
Sinema
·        Poor Cow (1967)
·        Kes (Kerkenez) (1969) (Kenneth Loach olarak)
·        The Save the Children Fund Film (1971)
·        Family Life (1971)
·        Black Jack (1979))
·        The Gamekeeper (1980)
·        Looks and Smiles (1981) (Kenneth Loach olarak)
·        Which Side Are You On? (Hangi Taraftasınız?) (1984)
·        Fatherland (1986)
·        Hidden Agenda (Gizli Ajanda) (1990)
·        Riff-Raff (Ayaktakımı) (1990)
·        Raining Stones (1993)
·        Ladybird Ladybird (Minikkuş Minikkuş) (1994)
·        Land and Freedom (Ülke ve Özgürlük) (1995)
·        A Contemporary Case for Common Ownership (1995)
·        Carla's Song (Carla'nın Şarkısı) (1996)
·        The Flickering Flame (1997)
·        My Name Is Joe (Benim Adım Joe) (1998)
·        Bread and Roses (2000)
·        The Navigators (2001)
·        Sweet Sixteen (Afili Delikanlı) (2002)
·        Ae Fond Kiss (2004)
·        Tickets
·        The Wind That Shakes the Barley
·        It's a Free World...
 
 
Bernardo Bertolucci
 
 
Bernardo Bertolucci, (16 Mart 1941-...) İtalyan sinema yönetmeni, özellikle "Paris'te Son Tango" (Ultimo Tango a Parigi) isimli filmiyle ün yapmıştır.
 
Filmografi [değiştir]
·        La Commare secca, 1962 (Korkunç Orakçı)
·        Prima della rivoluzione, 1962 (Devrimden Önce)
·        Il Canale, 1966
·        Partner, 1968
·        Amore e rabbia, 1969
·        La Strategia del ragno, 1970 (Örümceğin Stratejisi)
·        Il Conformista, 1971 (Konformist)
·        Ultimo tango a Parigi, 1973 (Paris'te Son Tango)
·        1900, 1976 (Bin Dokuz Yüz)
·        La Luna, 1979 (Ay)
·        La Tragedia di un uomo ridicolo, 1982
·        L'Ultimo Imperatore, 1987 (Son İmparator)
·        The Sheltering Sky, 1990 (Çölde Çay)
·        Il piccolo Buddha, 1993 (Küçük Buda)
·        Io ballo da sola, 1996 (Çalınmış Güzellik)
·        L'Assedio, 1998 (Teslimiyet)
·        Ten Minutes Older: The Cello, 2002
·        I Sognatori, (Düşler, Tutkular & Suçlar)2003
 
 
Quentin Tarantino
 
 
Quentin Jerome Tarantino (doğum tarihi: 27 Mart 1963) ABD'li film yönetmeni, aktör ve oskar ödüllü senarist.
1990'ların başında doğrusal olmayan öykü akışını, diyalogları ve kanlı şiddet sahnelerini cesurca kullanmasıyla kısa sürede ünlenen Tarantino, bilinen Amerikan film klişelerine yeni bir soluk getirmiştir.
1990'lardaki bağımsız sinema kuşağının genç yönetmenleri arasında en tanınmış olanıdır. Tarantino hem popüler hem de art-house sineması hakkında ansiklopedik bilgiye sahip, ağzı çok laf yapan ve son moda konuları takip eden bir hipster olarak tanınır.
Tarantino Knoxville, Tennessee'de doğdu. Babası İtalyan asıllı aktör ve müzisyen Tony Tarantino, annesi de yarı İrlandalı yarı Çeroki (Cheerokee) kızılderilisi olan Connie McHugh'tır. Quentin'in doğumundan kısa süre sonra annesi, müzisyen Curt Zastoupil ile evlenmiştir. Daha sonraları Quentin üvey babasıyla çok güçlü bağlar kurmuştur.
1968 yılında San Gabriel Valley bölgesinde anaokuluna başladı. 1971 yılında aile Los Angeles'in South Bay bölgesindeki El Segundo'ya taşındı. Tarantino buradaki Hawthorne Hıristiyan Okulu'na devam etti. On altı yaşında Harbor City, Kaliforniya'daki Narbonne Lisesi'nden ayrılarak oyunculuk öğrenmek için James Best tiyatro grubuna katıldı.
22 yaşında ilk senaryosu olan Captain Peachfuzz and the Anchovy Bandit 'i yazdı. 1984 yılında Manhattan Beach'teki tanınmış Video Archives adlı video kaset dükkanında kasiyer olarak çalışmaya başladı. Burada çalışırken tanıştığı Roger Avary ile daha sonraları birlikte çalışacaktı. Aktörlük üzerine Beverly Hills'teki Allen Garfield'in Actor's Shelter 'ında çalışmaya devam etse de daha çok senaristliğe yoğunlaştı.
1993'de gösterime giren True Romance 'in satışıyla dikkatleri topladı. Bir Hollywood partisinde tanıştığı Lawrence Bender Tarantino'yu bir film yazması konusunda cesaretlendirdi. Sonuç olarak ortaya son akımları takip eden, oldukça nükteli, kana bulanmış bir soygun filmi olan Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs) (1992) çıktı. Bu film Tarantino'nun sonraki filmlerinin tarzının da öncüsü olacaktı. Senaryoyu okuyan yönetmen Monte Hellman Live Entertainment 'ın filme para yatırmasını sağladığı gibi Tarantino'nun yönetmenliğine de yardımcı oldu. Lawrence Bender ile aynı kursa giden eşinden projeyi öğrenen Harvey Keitel de senaryoyu okuduktan sonra hem filmde rol aldı hem de yapımcılığı üstlendi.
Rezervuar Köpekleri 'nin başarısından sonra Hollywood yapımcıları Tarantino'ya Speed ve Men in Black gibi filmlerin de dahil olduğu bir dizi proje sundu. Tarantino ise Ucuz Roman (Pulp Fiction) senaryosu üzerinde çalışmak için Amsterdam'a gitti. Film 1994 Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye ödülünü kazandı. Steven Soderbergh'in Altın Palmiye ödüllü Seks, video ve yalanlar ve Michael Moore'un Roger and Me filmleriyle birlikte bağımsız sinema endüstrisine yeni bir soluk getiren bu film, bağımsız filmlerin de gişe başarısı kazanabileceğini gösterdi. Ucuz Roman, karmaşık kurguya sahip ve benzer şekilde acımasız nüktesi olan bir filmdi. Oyuncularının başarılarıyla da ilgi çeken film John Travolta'nın kariyerini de canlandırmıştır. Ucuz Roman Tarantino ve Avary'ye En iyi özgün senaryo Oscar'ını da kazandırmış ve en iyi film Oscar'ına aday olmuştur.
Ucuz Roman 'dan sonra, Allison Anders, Alexandre Rockwell ve Robert Rodriguez ile ortaklaşa yapılan Dört Oda (Four Rooms) 'un dördüncü öyküsünü ve Alfred Hitchcock Presents 'te Steve McQueen'in rol aldığı öykünün yeniden çekimi olan The Man from Hollywood 'u yönetti.
Sonraki filmi, akıl hocası Elmore Leonard'ın Rum Punch adlı romanından uyarladığı Jackie Brown 'dır. Siyah sömürü sineması (Blaxploitation) sinema tarzına atıfta bulunan bu filmde, 1970'lerde bu tarz filmlerin yıldızlarından olan Pam Grier de rol almıştır. Tarantino 1998'de Broadway sahneleriyle ilgilenmeye başlamış ve tekrar sahnelenen Wait Until Dark 'da rol almıştır.
Daha sonra Inglorious Bastards adlı bir savaş filmi yapmayı planladı ancak bu projeyi Kill Bill filmini yazıp yönetmek için erteledi. Kill Bill Vol.1 ve Vol.2 adıyla iki ayrı film olarak gösterime girmiştir. Bu film Wuxia (Çin dövüş sanatları filmi), Japon sineması, Spaghetti Westernler ve İtalyan korku filmi ya da giallo tarzının geleneksel tarzlarını harmanlayan stilize bir intikam filmidir. Filmin üzerine kurulduğu ana karakter, Pulp Fiction çekilirken Uma Thurman ve Tarantino tarafından kurgulanan Gelindir (The Bride.)
2004 yılında Tarantino Cannes Film Festivali'nde jüri başkanlığını üstlendi. Kill Bill yarışma adayları arasında değildi ancak final gecesinde üç saati aşkın orijinal versiyonuyla gösterildi. Altın Palmiye ödülü Tarantino'nun Oldboy üzerindeki ısrarına karşın Michael Moore'un Fahrenheit 9/11 adlı filmine verildi.
2005 yılındaki neo-noir film Sin City'de Clive Owen ve Benicio Del Toro arasındaki arabalı sahneyi yönetmesi nedeniyle "Özel Konuk Yönetmen" olarak onurlandırıldı.
24 Şubat 2005'te CSI dizisinin sezon finalini yöneteceği açıklandı. 19 Mayıs'ta yayınlanan iki saatlik Grave Danger isimli bölüm reyting rekorları kırdı. Jimmy Kimmel Live'ın bir bölümünü de yönetti.
Tarantino Alias adlı TV dizisinin birinci ve üçüncü sezonlarında da rol almıştır.
2005 yılında Robert Rodriguez ile ortak yöneteceğini açıkladığı Grind House film projesi üzerine çalıştığını duyurdu. Bundan sonra da büyük ihtimalle bir İtalyan II. Dünya Savaşı filmi olan Inglorious Bastards 'ın yeniden çekimine başlayacağını ancak önce senaryo üzerinde çalışması gerektiğinden 2006 yılında gösterime girmesinin pek olası olmadığını duyurdu. Jimi Hendrix'in bir biyografisini yönetmek için anlaşma yaptığı da söylenmektedir.
Şu anda yönetmenlik yaptığı yapımlar arasında, bir korku filmi olan Hostel (Ucuz Roman filmine birçok atıfta bulunmaktadır), Elmore Leonard'ın Killshot 'ının bir uyarlaması (Tarantino bir zamanlar bunun senaryosunu da yazmıştı) ve Kill Bill 'in oyuncularından Larry Bishop 'ın yazıp yönettiği Hell Ride bulunmakta.
Tarantino, 2005 yılındaki Empire Awards 'ta Icon Of The Decade ödülünü kazandı.
 
Estetik
Tarantino'nun filmleri, diyalogları, parçalanmış kronolojik akışı ve pop kültür takıntılarıyla ünlüdür. Sıklıkla şiddet sahneleri içerir ve Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman ile Kill Bill gibi ana filmlerinde bol bol etrafa sıçrayan ve oluk oluk akan kan görüntüleri bulunur. Yine de insanları etkileyen bu sahnelerin yarattığı gerilim ve rahatsızlık değil, şiddetin günlük hayat içinde yer alması ve şiddet üzerine yapılan kara mizahtır.
Tarantino, filmlerinde reklam yapmamak için ürün koymamasıyla da tanınır. Bu nedenle bir ürünün kullanılmasının gerekli olduğu durumlarda ya hayalî markalar yaratmış ya da artık kullanımdan kalkmış markaları kullanmıştır. Ucuz Roman 'da kullanılan Red Apple sigaraları ve Big Kahuna Burgers gibi hayalî markalar Dört Oda, Gün Batımından Şafağa, Kill Bill ve hatta Romy and Michele's High School Reunion gibi çeşitli filmlerde de kullanıldı. Yönetmen aynı zamanda kahvaltılık mısır gevreğine olan düşkünlüğüyle de tanınır ve birçok filminde bunların kullanıldığı sahneler vardır. Rezervuar Köpekleri ve Ucuz Roman 'da Fruit Brute ve Kill Bill'de Kaboom gibi hayalî markalar kullanmıştır.
2002 yılı Sight and Sound Yönetmenler anketinde Tarantino tüm zamanların en iyi 12 filmini şöyle belirtti:
1.   İyi, Kötü, Çirkin (The Good, the Bad and the Ugly)
2.   Rio Bravo
3.   Taksi Şoförü
4.   His Girl Friday
5.   Rolling Thunder
6.   They All Laughed
7.   Büyük Kaçış (The Great Escape)
8.   Carrie
9.   Coffy
10. Dazed and Confused
11. Five Fingers of Death
12. Hi Diddle Diddle
 
Filmografisi
Yönetmen olarak
·        My Best Friend's Birthday (1987)
·        Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs) (1992)
·        Ucuz Roman (Pulp Fiction) (1994)
·        ER (1995) 1. Sezon; 24. Bölüm: "Motherhood"
·        Dört Oda (Four Rooms) ("The Man from Hollywood" kısmı) (1995)
·        Jackie Brown (1997)
·        Kill Bill (Vol. 1 (2003) ve Vol. 2 (2004))
·        Sin City (2005) (Konuk yönetmen)
·        CSI: Crime Scene Investigation (2005) '"Grave Danger: Vols. I & II" (Konuk yönetmen)
·        Grind House ("Death Proof" kısmı) (2007)
·        Inglorious Bastards resmî dağıtım tarihi bildirilmedi, 2008'de dağıtılması olası.
 
 
Charlie Chaplin
 
Charlie Chaplin (d. 16 Nisan 1889, Londra, İngiltere - ö. 25 Aralık 1977, Vevey, İsviçre), İngiliz sinema yönetmeni, oyuncu ve yazar. Asıl adı Charles Spencer Chaplin olmakla beraber, yarattığı ünlü "Şarlo" (Charlot) karakteri ile özdeşleşti ve öyle anıldı.
Londra'nın fakir bölgelerinden birinde doğup büyüdü. Oyuncu bir ailenin çocuğu olması nedeniyle oyunculukla uğraştı. 1913'te ailesi ile bir oyun için gittiği Amerika Birleşik Devletleri'nde sinemaya başladı ve Keystone şirketi için Making A Living (1914) filminde oynadı.
Bunu takip eden Kid Auto Races in Venice (1914) filminde bol pantolonlu, melon şapkalı, büyük ayakkabılı, sürekli bastonunu çeviren ve sakar hareketleri ile gülünç mizansenler oluşturan "Şarlo" tiplemesini yarattı. Takip eden yıllar içinde aralarında The Immigrant (1917), The Adventurer (1917) gibi ünlü filmlerinin de bulunduğu altmıştan fazla kısa filmde oynadı ve birçoğunun da yönetmenliğini üstlendi. 1918 yılında çektiği A Dog's Life filmi ile uzun metrajlı filmlere de başladı. Bu filmi Shoulder Arms adlı uzun metraj film izledi ve 1919 yılında bazı sinemacıların kurduğu United Artists film şirketinin ortağı oldu. Şirket bünyesinde en iyi filmlerine imza attı.
Dünya üzerinde filmlerinin gösterildiği her ülkede insanların hayranlığını toplamasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığını reddetmesi sebebiyle bu ülkede kendisine yönelik bir karalama kampanyası başladı. Kendisinden bir hayli genç olan kadınlarla

« Geri